Suluova'nın Tarihi

  • Suluova
  • Gösterim: 177

Suluova Amasya’nın kuzey batısında olup, Amasya´ya 25 Km. uzaklıktadır. İlçemiz, Amasya ilimizle tarihi boyunca aynı kaderi paylaşmıştır.

Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi Samsun”dan başlayıp, Suluova”da sona eren bir geçitler dizisi üzerinden Anadolu”ya ve Batı”ya ulaşmaktadır. Suluova İlçesi, aynı zamanda Taşova, Erbaa, Niksar, Reşadiye ve Kelkit Vadisi olarak İran”a kadar devam eden eski kervan yolu ve şimdiki E-80 uluslararası  transit  karayolu üzerinde bulunmaktadır.

Suluova’nın tarihi M.Ö. 2000’li yıllara dayanmaktadır.”Doğukent” denilen mahallede bulunan Kümbettepe”de Alman Arkeolog Walter”in yaptığı kazılar sonucu çıkan tuğla ve taş parçaları Suluova”nın tarihinin Kalkolitik Çağ Hititler devrine kadar dayandığını göstermektedir.

M.Ö. 2000”li yıllarda Amasya”nın kurucusu Amazonlardan Amashan”dır. Hitit Türkleriyle Anadolu’ bitişik yaşamışlardır. Amazonlar daha sonraları  Frikler tarafından yıkılmışlardır. Amazonlardan  sonra bölge sırasıyla  Lidya, Pers, Roma, Bizans ve Osmanlı hakimiyetine geçmiştir.

Bizanslılar döneminde Selçuklu Sultanı I. Kılıçarslan ve Melik Danışment Gazi , Merzifon-Amasya arasında, (Arguma) Suluova mevkiinde 1101 yılında Haçlı Ordularıyla savaşmış, Haçlı Orduları yenilmiş ve kaçmıştır. Bizanslılar savaşta kaybetmiş oldukları yerleri almak için General Karidis komutasında Trabzon’a çıkmış ve oradan Anadolu içlerine ilerlemeye başlamıştır. Amasya Emiri İsmail Gazi Suluova”da Fr.Alman Haçlı Ordularıyla savaşmış, İsmail Gazi ve maiyeti yenilerek dağlara çıkmıştır. 1109 yılında Amasya’ya giren Haçlı Orduları, Frenk Bağları ile Ziyaret Kasabasının bulunduğu yere yerleşmişlerdir. Amasya’ya büyük tahribat yapmışlar, taş taş üstünde koymamışlardır. 3 ay boyunca burada kalan Haçlılar geldikleri yere geri dönmüşlerdir. Anadolu’da Türk Birliği kurulduktan sonra Amasya ve çevresi Selçuklular zamanında büyük imar görmüştür.

Selçuklular’dan sonra doğudan gelen Türk göçmenler Anadolu’ya iskana devam etmişlerdir. Bunların bir kısmı (Arguma) Suluova çevresindeki köylere yerleşmişlerdir.

Suluova, Osmanlı Devletinde askeri birlik olan Yeniçerilerin kurulduğu ve adının verildiği yer olarak da  tarihe geçmiştir. Necip Fazıl Kısakürek bu tarihi olayı “Yeniçeri” isimli eserinde şöyle nakletmektedir. “1326 yılında Saluca Karahöyük “Kümbettepe” de Hacı Bektaş-ı Veli çadırında kalırken Osmanlı Devletinin II. Sultanı Orhan Gazi bir grup yeni askeriyle gelir, Hacı Bektaş-ı Veli”nin elini öper. Ona yeni kurduğu askerleri gösterir. Hacı Bektaş-ı Veli’den  yeni askere isim konmasını ister. Hacı Bektaş-ı Veli, askerlerin “YENİÇERİ” ismini almasını söyler ve onlara dua eder. Orhan Gazi Hacı Bektaş-ı Veli”nin elini öperek Yeniçerilerle Bursa”ya döner.”

Amasya ve yöresi 1386 yılında Amasya Ertene Beyliği”nin Osmanlı Devleti ile birleşmesi sonucu Osmanlı idaresine girer.

Timur”la yaptığı  Ankara Savaşını kaybeden Yıldırım Beyazit,  esir düşer. Böylece  Osmanlı Devletinde Fetret Devri başlar.

Timur, Tacettin Kara Devlet Şah”ı Amasya”ya Vali olarak atar. Ordusuyla Hakala  (Yolpınar) köyü önüne gelen Tacettin Kara Devlet Şah Amasya’ya sokulmaz. (Arguma) Suluova nahiyesine gelerek orada konaklar. Vali, Kaymakam, Yakup Paşa ve Amasya”nın ileri gelenleri toplanırlar. Ladik, Vezirköprü, Mecitözü Kaymakamları ile birleşerek Tacettin Kara Devlet Şah”a karşı büyük bir güç oluştururlar. Amasyalı”lar Timur”un özel fermanını dinlemezler. Olaya son derece kızan Timur, oğlu Kara Mehmet Sultan ve hocası Numeddin Abdulcebbar El Mutezil”i Amasya”ya gönderir. Yapılan imtihanda Gümüşlü Zade Pir Secaaddin İlyas Çelebi sorulan 10 soruya tam cevap vererek Amasya”yı büyük bir yağma ve felaketten kurtarır. Kara Mehmet Sultan Şemseddin Şadgedi Bey”i vali tayin eder.(1402)

Timur”un gönderdiği heyet Amasya”dan ayrılmasına rağmen Kara Devlet Şah Hakale köyünden ayrılmaz. Amasya”nın ileri gelenleri toplanarak, Bolu”da bulunan Mehmet Çelebi”ye heyet göndererek yardım isterler. Yardıma gelen Mehmet Çelebi Suluova yakınlarında yapılan savaşta Kara Devlet Şah”ı öldürüp, kuvvetlerini dağıtarak 1402 yılında Amasya Emiri olur.

Osmanlı hakimiyeti sırasında Amasya”nın dört nahiyesi vardı. Birisi bugünkü Yolpınar köyüdür. Bu köyün doğu tarafından bugün bir kısmı mevcut Kasımbey medresesi vardır. Bu medrese Amasya”nın genel medresesi arasında çok meşhur olmuş, ilk kırk medrese arasında anılmıştır. Ayrıca  köyün içinde bugün kalıntısına rastlanmayan Hacı Bey Zade Muhyiddin Medresesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Köyün güney batısında bulunan zaviye ise Seyyid Necmettin Yahya Rıfai tarafından 1348 yılında yaptırılmıştır.

1902 yılında Suluca adıyla bucak olan Suluova, 1957 yılında ilçe olmuştur. 1954 yılında Şeker Fabrikasının hizmete girmesinden sonra fabrika çevresinde hızlı bir şehirleşme ortaya çıkmış, şehir merkezide fabrika civarına kaymıştır. 1957 yılında da Belediye Başkanlığı’nın kurulmasıyla hızla gelişmiş ve bu günkü şehirleşme düzeyine ulaşmıştır.

1950 yılından önce ovanın önemli bir kısmı bataklıklarla yada su birikintileriyle kaplı idi. Ovanın drenajı iyi olmadığından tarım arazilerinde taban suyu ve tuzluluk problemi vardı. Bu olumsuz şartlar sıtma hastalığının yayılmasına sebep olduğundan, özellikle yaz aylarında ova yaşanmaz hale geliyordu. Bu nedenle bazı aileler yazları Akdağ eteklerindeki yaylalarda konaklıyordu. Verimli tarım arazilerinin azlığı ve verim düşüklüğü nedeniyle bazı kurak yıllarda kıtlık oluyordu.

İlçemizde tarımın gelişmesi 1950 yılında Marshall yardımıyla çiftçiye dağıtılan traktör, diğer alet ve makinelerin verilmesiyle başlamıştır. Yine o yıllarda bataklıkların kurutulması ve bozuk drenajlı alanların ıslahı ile yeni tarım alanları üretime açılmıştır. Traktör sayısının çoğalmasıyla ovada büyük yer tutan verimsiz çayır-meralar sökülerek tarıma açılmıştır.

Ovada bilinçli tarımın başlaması ve gelişmesi ise Amasya Şeker Fabrikasının hizmete girmesiyle olmuştur. Modern tarım teknikleri, şirket ziraat mühendisleri tarafından çiftçiye çok

yoğun bir çalışma ile öğretilmiş, buna ayni olarak verilen kredilerde ilave olunca tarımda hızlı bir gelişme sağlanmıştır. Şeker Sanayiinde sağlanan bu başarılar diğer tarım kollarını da etkilemiş, buğday verim ve üretimi, meyve-sebze üretimi gelişmiş; önceden yok denecek kadar az olan meyve bahçeleri ve kavakçılık gelişerek bugünkü duruma gelmiştir.

Şeker Fabrikası yan ürünü olan küspe ve melas, parcar kuyruğu ve yaprak gibi artıklar ilçemizde hayvancılığı, özellikle besiciliği hızlı bir şekilde geliştirmiştir. Tarım ve hayvancılıkta sağlanan bu gelişmeler ilçemizde sanayi ve tarımı geliştirmiş, okullaşma oranı yükselmiş, çevreden yoğun göç alan bir ilçe haline gelmiştir.


Yazdır